Kolonyal hesaplar bozuldu sıra uzlaşmada

Mahmut Osmanoğlu

Rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek “Destan” şiirinde ne güzel de demişti. “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa.”

Bu yazımızda anlatacağımız tam da bu. Bir tarafta su servetinin asıl sahiplerinin görüşü bile alınmadan yapılan kolonyal paylaşımlar, diğer tarafta Afrika’nın uyanışı sonrasında bu kolonyal iradeyi çöpe atma mücadelesi.

KOLONYAL ARKA PLAN

Keşifler adıyla 15. yüzyılın sonlarında başlayan aslında ise dünyayı sömürmeye yönelik kolonyalizm dünyaya büyük zarar verdi. Talanlar yağmalar, cinayetler, katliamlar, soykırımlar dünyada hayatın normal akışını bozdu, dünyanın dengesini onarılamaz bir şekilde bozdu.

Çoğunluğu Avrupalı uluslardan oluşan sömürgeciler yüzyıllar boyunca boyunduruğu altına aldıkları milletleri kendi dönemlerinde iliklerine kadar sömürdükleri yetmezmiş gibi, gün olur da sömürgelerinden çekilmeleri durumunda hakimiyeti altında bulundurdukları bölgelerde geleceğe yönelik planlamaları çerçevesinde mayınlı alanlar oluşturdular.

Esareti altında tuttukları halklar bağımsız olup, kendi yerleştirdikleri piyonları onların sömürgeci taleplerini yerine getirmede yetersiz kalınca ya da bağımsızlık yanlısı güçler devreye girip yönetimler ellerinden çıkınca bu mayınlı alanlar devreye girecekti. Hem bölge halkları birbirlerine düşecek ve hem de bu kolonyal güçler bir şekilde o bölgelerle arabulucu, uzlaştırıcı kolaylaştırıcı vesaire sıfatlarla bölgelerle irtibatlarını kesmeyeceklerdi.

Afrika’daki bu mayınlı alanlardan biri kıtayı neredeyse tamamen güneyinden kuzeyine geçen ve geçtiği her yere hayat veren, medeniyetlere kapı açan Nil Nehri’nin sularının paylaşımı ile ilgilidir.

On bir ülkeden geçip Akdeniz’e ulaşan Nil.

Nil Nehri iki ana koldan oluşuyor, her iki kolu besleyen birçok da alt kolları var.

Afrika Büyük Göller bölgesinden kuzey doğuya doğru akan Beyaz Nil’in kaynağı yüzyıllardır yapılan keşif faaliyetlerine rağmen hâlâ tartışmalıdır.

Kaynaklara göre Beyaz Nil Nehri’nin kaynağı, ya Burundi’nin Buriri vilayetinden kaynaklanan Ruyvironza nehri, ya da Ruanda’da Nyungwe ormanlarından kaynaklanan Nyabarongo nehridir. Etiyopya ve Eritre ile birlikte havzasında 11 ülke bulundurmaktadır.

Amharaca yerel ismi Abay (başnehir) olan, Mavi Nil ise Etiyopya’nın yüksek kesimlerindeki Tana Gölünden kaynaklanmaktadır.

Beyaz ve Mavi Niller kuzeye doğru akışlarında Sudan’ın başkenti Hartum’da bir filin hortumunu (nitekim başkentin isminin de Arapça Elhartum kelimesinden alındığı rivayet edilmektedir) andıracak şekilde birleşerek Nil Nehri olarak kuzeye doğru yolculuklarını daha fazla debi ile devam ettirmektedirler. Kaynağından denize döküldüğü yere kadar 6.758 km uzunluk ile dünyanın en uzun nehirlerinden biri olan Nil, 2,819 s/m3 debi itibarıyle düşük hacimli bir nehirdir. Dünyanın en uzun nehirlerinden birisi olan Amazon’un denize kavuştuğu andaki debisinin 224000 s/m3 olduğunu zikredersek, ne dediğimiz daha iyi anlaşılır.

Nil Nehri, sulama havzası itibariyle çok büyük bir alanı sulamaktadır. Bu alan Afrika yüzölçümünüm yüzde onuna, Türkiye yüzölçümünün dört katına denk gelen 3,4 milyon km2’lik büyük bir alandır.

PANDORA’NIN KUTUSU’NU AÇAN RÖNESANS (HİDESA) BARAJI

Rönesans Barajı yapılması ile ilgili planlamalar 1950’li yıllara, İmparator Haile Selassie dönemine kadar gitse de 4,8 milyar dolarlık projenin temeli ancak 2011’de atılabildi.

Nil havzasının son ülkesi ve Nil suyuna bağımlı Mısır projeye karşı çıktı ve engellemeye çalıştıysa da büyük ülkeler ve Sudan dahil Nil’e kıyıdaş ülkelerden destek bulamadı.

Mısır’ın baskısından dolayı uluslararası finans sağlanmadığı için Etiyopya finansmanı çeşitli hisse senedi vesaire gibi mali enstrümanlarla sağlama yoluna gitti.

Rönesans Barajı bittiğinde 1800 metre uzunluğu, 170 metre yüksekliği ile Afrika’nın en büyük, dünyanın yedinci büyük hidroelektrik santrali olacak, toplamda 74 milyar metreküp su toplayacak. Baraj senede 15,700 GWh elektrik üretecek.

Barajın dolması mevsimsel yağmurlara göre 4 ila 7 yıl arasında bir vakit alacak. 20 Şubat 2022’den itibaren iki tribün elektrik üretmeye başladı ve ulusal elektrik şebekesine bağlandı.

ANLAŞMAZLIĞA NEDEN OLAN ANLAŞMALAR

Etiyopya, baraj inşaatını tamamlayıp, su doldurmaya başlayarak ve hatta elektrik üretimine de başlayarak büyük bir iş gerçekleştirdi. Geleceğe yönelik kolonyal iradenin, en azından Mavi Nil üzerinde, sürmesini engelledi.

Mısır, barajın yapılmasında en büyük gürültüyü çıkaran ülke oldu.

Mısır 1929 ve 1959 kolonyal dönem anlaşmalarına atıf yaparak Etiyopya’yı engellemeye çalıştı.

Ne var ki, her iki anlaşma da kolonyal dönem anlaşmalarıydı. Nil’e kıyıdaş ülkeler zaten taraf değildiler ve hesaba da katılmamışlardı. 1959 anlaşmasında yine kıyıdaş ülkeler devre dışı bırakılıp, Mısır su ulufesi dağıtırcasına Sudan’la Nil sularını paylaşmış, aslan payını kendine ayırmış ve havzada su bağlantılı yapılacak projelerle ilgili kendine veto hakkı vermişti. Mısır havzanın en sonundaki ülke değil de sanki su kendi topraklarından çıkan ve suyun layüs’el patronu gibi davranıyordu.

Kolonyal güçler İngilizlerin İtalyanlarla, İngilizlerin Mısır’la, Mısır’ın Sudan’la anlaşmaları zaten taraf olmayan kıyıdaş ülkeleri özellikle de Etiyopya’yı bağlamayacaktı.

Etiyopya’yı ilgilendiren tek anlaşma İngilizlerin Etiyopya “Krallar Kralı” II. Menelik’le 15 Mayıs 1902’de yaptıkları anlaşmadır. Anlaşma, Etiyopya’nın Beyaz Nil’e dökülen Etiyopya suları üzerinde suyu tamamen kesecek şekilde herhangi bir işe İngilizlerle mutabakat yapmadan müsaade etmemesini içermektedir ki, Amharca ve İngilizce versiyonları farklılaşmaktadır. Ayrıca Etiyopyalılar anlaşmanı yürürlüğe girmediğini de iddia ediyorlar.

Mısır, işte bu anlaşmadan hareketle Etiyopya’nın tek taraflı bir işe başlaması hususunda uyarmış ve hâlâ tezinde ısrarlıdır.

TARAFLARIN RÖNESANS BARAJI HUSUSUNDAKİ POLİTİKALARI

Mavi Nil üzerine baraj yapımı gündeme geldikten sonra, konu ile doğrudan ilişkili Etiyopya, Mısır ve Sudan tarafları soruna görüşerek bir çözüm bulabilmek için uzun süren müzakereler yürüttüler. Ama hiçbiri başarılı olmadı. Etiyopya’nın barajın tamamlanması ve doldurması için vakit kazanmasına sebep oldu.

Taraf ülkelerin yaklaşımları

* Mısır:

Suyu bir ulusal güvenlik meselesi olarak gören Mısır, barajı su güvenliğine ciddi tehdit olarak değerlendiriyor. Önceki dönemlerde ilgili ülkelere savaş tehditleri yağdıran, bu uğurda darbeler yaptıran, 2020 yılında BM Güvenlik Konseyi’ne bile başvuran Mısır, başlangıçta 1929 ve 1959 anlaşmalarına sarıldı. Ama yanlış bir politikaydı. Anlaşmalarda Etiyopya ve kıyıdaş ülkeler devre dışı bırakılmışlar, taraf değillerdi.

Baskı ve tehdit politikaları fayda vermeyen Mısır, projenin her geçen gün tamamlanmaya başlamasıyla barajın doldurulması ve baraj su yönetimi, özellikle kuraklık dönemleri ile ilgili siyasi bir anlaşma koparmaya çalıştı. Mısır hiç değilse barajın doldurulma süresinin 12-20 arasında uzatılmasını istiyor.

Mısır, Etiyopya’daki Ezher’de eğitim görmüş Müslümanlar ve Kıpti Kilisesi’ne bağlı Hristiyanlar üzerinden etkili olmak istiyor. Ayrıca, istikrarsızlaştırma faaliyetleri de yürütüyor.

* Etiyopya

Etiyopya kolonyal dönem anlaşmalarını taraf olmadığı gerekçesiyle tanımıyor. Bağlayıcı maddelerin olmadığı yeni anlaşma için başlattığı üçlü görüşmelerde ilerleme sağlanamadı. Zaman zaman da görüşmelerden çekildi.

Etiyopya, halkının elektriğe, zirai sulamaya ihtiyacı olduğunu ve barajın bu sorunları çözmede etkili olacağını savunuyor. Süreç içerisinde baraj meselesini milli mesele haline getirmeyi de başardı. İstikrarsızlaştırma hamlelerini şimdilik savuşturdu ve elini hayli güçlendirdi. Barajın doldurulma süresini ise 4-7 yıl içerisinde tamamlamak istiyor.

* Sudan

Sudan, Etiyopya-Mısır menfaat çekişmesi arasında kaldı. Belki de darbe ile yıkılan Ömer El Beşir bu çekişmenin kurbanı oldu. Mısır yanında kendisiyle uyumlu bir Sudan istiyordu. Ancak Sudan iki tarafa da eşit mesafede kalarak özgün strateji geliştirdi. Mısır gibi Sudan da yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma istiyor.

Sudan, Mısır gibi Etiyopya’nın tek taraflı olarak barajı doldurmasına karşı çıksa da daha ucuz elektrikten istifade edecek, daha kolay sulama imkanı kazanacak ve sel felaketi riskinin azaltacak bir ülke olacak. Ayrıca özgün duruşu ile Mısır ve Etiyopya arasında bir aracılık rolü oynayabilir.

Büyük güçlerin yaklaşımı

Çin, Etiyopya’ya yakın durup barajın faaliyete geçmesi için çalışıyor. ABD, Mısır ile Etiyopya arasında denge oluşturmak istiyor. Rusya, Adis Ababa ile güvenlik işbirliğini güçlendiriyor.

BM Güvenlik Konseyi ise her üç ülkeye Afrika Birliği öncülüğünde yapıcı ve işbirliğini önceleyecek şekilde masaya çağırıyor.

Etiyopya, Hidase Barajı’nı tüm şartlara rağmen tamamlayarak, kolonyal iradenin geleceğe doğru da hâkim olmasını engelledi.

Şimdi öncelik, sorun soğumuş gibi dursa da Mısır ve Etiyopya arasında askeri çatışmayı engellemek olmalı.

Suyun hayatın en önemli gereksinimi olduğunu düşünerek artık taraflar, özellikle de Etiyopya için adil bir paylaşım planı ile masaya oturma zamanı. Etiyopya masaya eli güçlü olarak oturacaktır. Nehrin aktığı yönde 150 milyondan fazla insanın suya ihtiyacı unutulmamalıdır.

Mısır ve Sudan için asıl zor zamanlar Beyaz Nil kıyıdaşı ülkelerin de Nil suyundan haklarını almak için harekete geçmeleriyle başlayacaktır. Ayrıca, kıyıdaş ülkeler de kendi aralarında sorun yaşayabilirler.

Dolayısıyla, kıyıdaş ülkeler de adil bir paylaşım için bir anlaşmayı en kısa sürede neticelendirmelidirler.

Şimdiki sorun barajın kaç yılda dolacağı

Nil suları paylaşımında asıl mesele önceki anlaşmaların Mısır’ın tekelinde olmasıydı. Mavi Nil Etiyopya’dan kaynaklanmasına rağmen Etiyopya’yı kapsamayan anlaşmalar yapılmasıydı. Arap Baharı ile birlikte o dönem Etiyopya başbakanı Meles Zenavi baraj meselesini ulusal mesele haline getirdi.

Mısır su üzerindeki hegemonyasını kaybetmek istemediği ve Etiyopya’da adaletsizlik hissettiği için iki ülke anlaşamadı.

Şimdiki sorun barajın kaç yılda doldurulacağı ile ilgili. Yedi yıla kadar mı, yirmi yıla kadar mı?

Etiyopya’da birçok etnik bölünmüşlüğe rağmen herkes baraja milli bir mesele olarak sahip çıkıyor.

Ortak bir mekanizma oluşturulup paylaşım yapılmalıdır.

Camp David Anlaşması’nı Mısır’ın kabul etme şartlarından birisi Nil’in hegemonyasının tamamen kendilerine verilmesiydi. Suyun en az kirlendiği kıta Afrika’dır. Mısır, dini farklılıkları kaşıyıp istikrarsızlık oluşturmak istiyor.

Görünmeyen aktör İsrail

Büyük Etiyopya Rönesans Barajı Mısır’a rağmen yapılabilmiş bir barajdır, elektrik ve sulama amaçlı. Ama bölge iklimini olumsuz etkileme durumu var. Nitekim iklim değişikliği başladı.

Barajın alüvyon toprakların aşağı akışını engellemesi de Mısır açısından başka sorun. Meselenin siyasileşmesi sorunu çözümsüzlüğe itiyor. Mısır’ın, Etiyopya’nın Tigrey ile savaşı zamanında Tigrey’e destek verdiği iddiaları öne sürüldü. Mısır’ın askeri bir tavır alması mümkündür ama zordur, kendisine daha fazla zarar verebilir.

Etiyopya’nın barajın zarar vereceği suyun alt kesimlerindeki milyonlarca çiftçiyi unutmaması lazım.

Sudan devrik başkanı Ömer El Beşir Etiyopya ile anlaşmıştı. Mısır Sudan’da müttefik bir hükümet aradığı için devrilme nedenini buna bağlayanlar var. Sudan darbe sonrası Etiyopya’ya bazı askeri hamleler yaptı ama zayıf kaldı.

Bölgede görülmeyen önemli bir faktör de İsrail’in faaliyetleridir. Nil Havzası’nda güçlenmek istiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir