Her Covid-19 geçiren kan sulandırıcı kullanmalı mı?

Biliyorsunuz nörolojik hastalıklarda kan sulandırıcıları çok sık kullanıyoruz; çünkü kalp-damar hastalıkları için, beyne gelen damarların tıkanmasını önlemek için ya da inme geçirmiş hastalarda koruyucu olarak mutlaka kan sulandırıcıyı veriyoruz. Kan sulandırıcılar pıhtı oluşumunu engelliyor.

Covid-19’da da virüs damarlarda pıhtı oluşması için risk ortaya çıkarabiliyor ve bu da beyne gelen kan akımının bozulmasını, beyin felçlerini ve bir sürü farklı hastalığı ortaya çıkarabiliyor. Yapılmış çalışmalarda sonuçlar şöyle; kan sulandırıcı kullanan Covid-19’lu hastalarda, hastaneye yatış oranı, hastalığın şiddetli olma ya da ölüm olasılığı çok daha düşük. Yüzde 40’a kadar tablonun kötüleşmesini engelleyebilir ama tabii bu arada birtakım sorunlar var;

“Her Covid-19 geçiren kan sulandırıcı kullansın mı” sorusunun cevabı: Hayır, doktorunuza sormadan lütfen böyle bir şey yapmayın. Her tedavinin etkinliği kadar yan etkisini de düşünmek zorundayız. Tartıya koyduğunuzda eğer etkinlik yan etkiye göre çok daha üstünse, tabii ki kullanacağız ama mesela 12 yaş altındaki çocukların kan sulandırıcı kullanmalarını, karaciğer problemlerine yol açabildiği için önermiyoruz.

Kanama riski olan kişilerde; mesela daha önce beyin kanaması geçirmiş, mide kanaması geçirmiş kişilerde de yine kan sulandırıcı kullanmaya dikkat etmek gerekiyor. Ama burada en önemlisi belki de kullandığınız kan sulandırıcıların dozu. En sık kullanılan kan sulandırıcı asetilsalisilik asitin farklı dozları bulunuyor. 81 mg.’lık dozu da var, 500 mg.’lık dozu da.

Daha yüksek dozlarla, çalışmalar etkinliğin değişmediğini gösteriyor. Yani 81 mg.’lık dozun, 500 mg.’lık dozla, pıhtılaşmayı önleme anlamında aynı etkiye sahip olduğunu şu anda çalışmalardan artık biliyoruz ama şu da var; 500 mg.’lık doz kanama riskini, 81 mg.’a göre çok fazla arttırıyor.

Demek ki aslında en düşük doz bizim için yeterli. Eğer kanama anlamında bir risk taşımıyorsanız, Covid-19 enfeksiyonu geçiriyorsanız kan sulandırıcı kullanmanızı öneriyorum. Kullanılacak doz da, en düşük dozda 81 mg. ya da 100 mg.’lık dozlarda. Bunu kullandığınızda beyninizin pıhtı oluşmasını engelleyebiliyorsunuz. Covid-19 enfeksiyonu geçiriyorsanız mutlaka hekiminize danışın ve kan sulandırıcı kullanımınızda herhangi bir sakınca yoksa minimum 1 ay kadar kullanmanız öneriliyor.

COVID-19 hastalarında baş ağrısı, halsizlik, hatta felce varan nörolojik bulguları biliyoruz ancak ‘beyin sisi’ ile son 1 yıldır karşılaşmaya başladık.

Araştırmalar beyin sisinin koronavirüs geçirildikten sonra aylarca devam edebileceğini gösteriyor, hastanede koronavirüs tedavisi alan, yoğun bakımda yatan hastalarda ise daha yoğun görülüyor: Yoğun bakımda tedavi görenlerin 3’te 1’i virüsü atlatanların ise 10’da 1’inde görülebiliyor.

Sisli beynin nasıl oluştuğu konusunda uzmanlar arasında ortak bir fikir yok. Enfeksiyon esnasında oluşan bağışıklık sağlayıcı antikorların yanlışlıkla sinir sistemine saldırmasından ya da enfeksiyon nedeniyle hasar gören sinir hücrelerinin birbirlerine yanlış sinyaller göndermesi nedeniyle olabileceği ileri sürülüyor. Her şey rüya gibi, net düşünemiyorum, sürekli unutuyorum, uykularım düzensizleşti, eskiye göre daha mutsuz hissediyorum, konsantrasyonum ve dikkatim dağınık’ diyorsanız dikkat edin.

Normalde kısa vadede, birkaç ay içerisinde hastanın doktor desteğiyle süreci atlatması olası. Ama uzun vadede bir hafıza problemi yaşatır mı? İşte burası soru işareti. Zira virüs beyinde yavaş yavaş ilerliyor. Beyin bariyerlerine kan yoluyla geçiş yaparak ulaşıyor. En çok etkilediği yer hafıza bölgesi. İşte bu bizim ‘Acaba çağımızın hastalığı beyin sisi olabilir mi’ endişesi yaşamamıza sebep oluyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.